20 Mayıs 2015 Çarşamba

Sanki hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor...


Sanki hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor ama geçiyor...

10 Temmuz 2014 ,Poyraz doğduğunda neye uğradığını şaşıran bir insan yavrusu olarak ben;günleri sayıyordum-aslında yanlış oldu insan o kafa ile sayı bile sayamıyor- Adın ne deseler , ne cevap vereceğin merak konusu bence; çünkü odağın başka SÜT.  Adın ne : "Süt" işte.
Kollarındaki bebeğinin isteklerine cevap veremiyor olmak insana çok koyuyor. Halbuki şimdi düşünüyorum da ne kadar basit; "ya karnı aç ya da anneyi koklamak istiyor"
Artık eskiden sayılan üçleme geçerliliğini tamamen yitirdi, buradan duyurula!
Çocuğun "karnı tok, altı temiz, uykusunu almışsa",tamaaaam denirdi ya, tamam değil işte.
Bir kere yeni bezlerle çocuk beline kadar kakayı sıvamadıkça altının kirliliğinden hiç rahatsız olmuyor.
Gaz gibi bir dert yoksa, bebek bir şekilde uyutuluyor:çingene salıncağı, kucakta pış pış,arabasından fış fış,memede tık tık, cık cık: annenlerin yaratıcılığına kalmış yöntemler ile bebek uyutuluyor. Uykusunun süresi 10 dk olur 3 saat olur, o da sizin çocuğun mizacıma kalmış:)
Ama benim etrafımda gördüğüm ve lohusa anneyi sinir eden  " wallaki bizim bebek yer uyurdu, yanına gider kontrol ederdik, nefes alıyor mu diye, o kadar usluydu yani" denilen bebek cinsi 1980'lerde bitti.Stock out! 2000 lerde denk geldiyse de alın müzeye koyun
Yok öyle bir bebek varsa da anlatmayın arkadaşlar,o sinirle sütü gider insanın alim allah.

İlk zamanlarda her gün ayrı bir engel,engelleri aştıkça annenin kendine güveni geliyor, güveni geldikçe gerisi kolay zaten; ama o engellerde takılınca macera başlıyor orada...
Macera da çok uzun sürmüyor aslında da; içindeyken anlaşılamayan durum içinden çıktıktan sonra insana farklı boyuttan bakar ya bu da aynısı.
40 günlükken parkta Poyrazı sakinleştirmeye çalışırken yanıma gelen çocuklu annelerden biri             -ağlamaklı halime dayanamayıp-
"3 ay olduktan sonra geçiyor merak etme"dedi.
Hemen bir hesap yaptım ( demek 40 gün sonra basit 4 işlemi yapabilme analitik yeteneğim geri gelmiş)
3 aylık Poyraz demek= Ekim ayı demek
Hayırrrrrr olamaaaaazzzz
Ağustos ayından ekim ayına zaman geçer miii?

Geçti...
Bunu diyebilmek bugün garip geliyor
Ama geçti...
Hatta 1,5 ay sonra 1 yıl geçmiş olacak.

Herşey geçiyor, insanın  aklında kalan zorlu maceralar tiyatral birer sahne olarak belleğe kazınıyor.



12 Mayıs 2015 Salı

Anne olunca anlarsın

Anne olunca anlarsın.
Bu cümlenin altındaki mesaj bana hep , anyayı konyayı anlarsın ile eşit çağrışım yapmıştır.
Zaten annelerin mesajı da bu değil mi ?
Ne zaman anne ile fikir ayrılığına düşsen : " anne olunca anlarsın evladım" cümlesi ile karşılaşılmıştır.
Anneliğin ilk gün itibariyle hormonları alt üst etmesi sebebi ile,daha önce kayıtsız kaldığın durumlara  buğulu gözler ile yaklaşıyor olma durumu oluyor;hele sokakta dilenen çocuklar ve  annesinin kucağında "alın beni burdan" ifadesi ile acıklı bakan bebeklere hiç dayanamaz oldum.
Ben ki hamileliğinde gram duygusallaşmadım;yani öyle eğlenceli reklam filmlerine falan hüngür şakır ağlamadım.
Şimdi anne olunca ne anladım diye düşünüyorum da... Hayat yeni bir form kazandı bunu anladım gayet net ve birde oğluma : "anne olunca anlarsın Poyraz" diyemiyeceğim onu anladım erkek olduğundan mütevellit.

Evet annelik,
Organizator kıvamında bir yetenek istiyor.
Kafanda sürekli bir plan yapma durumu; evden en kısa park ziyaretine bile giderken
" şimdi saat 3  ;  4 de yoğurdunu yiyecek, önlük,ağızbezi,bu arada kaka yaparsa kaka da boynuna kadar olursa body'leri yedekleyelim, güneş de var güneş kremi çantada olmalı, huysuzluk yaparsa: şu en sevdiği oyuncak,hava da esiyor,rüzgarlığını alalım,güneş geliyor gözüne arabadayken şu pikemsi şey de yanımızda olsun,dişleri bu ara çok fena diş kaşıyıcı yanımızda mı ,evet çantada çantanın demirbaşı oldu o zaten...
Başka..
6 ya kadar evde olmamız lazım çünkü tarhana çorbası yapılacak"

Olurda canın biraz daha parkta kalmak ister,eski bir arkadaşınla karşılaşırsın laflayacak olursun
Hayır 6 da evde oluncak ve o çorba içilecek.

Hani hayatımızı çocuğa göre ayarlamayacaktık, çocuğumuz bizim hayatımıza uyacaktı
aha aha aha...
Öyle gülerler insana işte...
Ben de gülüyorum kendime bazen acı acı...

Evet annelik fedakarlık ama bu fedakarlığın sınırları aşıldı mı ,bu durum sizi yormaktan öteye geçemiyor.
Çocuğu alman disiplini ile yetiştiricem diye de helak oldum laf aramızda :):)

Yeteneklerinizi geliştirmeniz şart,sizi çetin şartlar bekliyor.
AMA bunlar anne olmadan önce hiç kimse tarafından size söylenmiyor.
Uykusuz kalacaksın, tamam bu en bilindik şey ama 24 saatin 22 saati ayakta kalmaya uykusuzluk denmez,literatüre yeni bir kelime eklenmeli. Zombianne, hortlakcık falan birşey bulunmalı işte.
Hadi uykusuzluğu geçtik,yorgun insan yıkanamıyor,yemen içmen lazım kendi kokundan yemek yiyemiyorsun, bebek de alıştı mı ter kokusuna yıkanmaya korkuyorsun.
O savunmasız yavrucağın sana muhtaç olduğunu bilmek insanı ürkütüyor da
birde loğusasın...

Eskiden  kakalı bezler elde yıkanırken çocuklara nasıl bakıldığı kısmını henüz çözemedim.
İlk günden akşamları muhallebileri tıkmanın çocuğu taş gibi uyuttuğuna inanır oldum.Başka türlü olamaz,olmamalı yani.

Gün gun zorlaşan bir maceraya atıldığını anlıyorsun.
En keyifli kısmı herşey o kadar çabuk değişiyor ki,sabit değil hiçbirşey ,her gün yeni birşey üretmek zorundasın;deneme yanılma buluyorsun bir sürü şeyi.Çocuğun ve kendin aranda bir dil oluşturuyorsun, kapımız dışarıya kilitli bir tek biz anlarız bu dilden; yani şimdilik
Şimdi beni bir an olsun yanında göremeyen oğlum bağırıyor yanına geleyim diye
İlerde biliyorum ki beni yanında istemeyecek...


Çocuklu hayatın pembe boyalı evimizin bacasını buram buram tüttüren bir peri masalı olduğu imajı yaratılıyor hep
Halbuki hayaller pamuk prenses gerçek cadı Sila

:)


Bu işin anahtarı o bu şu değil, Sabır
Sabrınız var ise doğurun
Sabrınız yoksa yine doğurun, anam söylemişti dersiniz.



5 Mayıs 2015 Salı

Bir gün anne oldum...


Bir gün anne oldum ve hayatım değişti...
Kitap okunarak değişen hayatlar dışında  anne olarak değişen hayatlarda var , bu konuda bir kitabın ilk cümlesi olarak raflarda yerini almalı derim.

Sahi neydi anne olmak ? Neden önemliydi ? Önemli miydi ?Mahalle baskılarının yarattığı duyguları, "ah benim biyolojik saatim geldi doğurmam lazım" güdüsü ile mi karıştırıyorduk? Aynı yaşı 30'a dayanan kızlarımıza yaptığımız gibi.

Sahi neydi anne olmak ? Bir elimizde bir karpuz taşıyabiliyorken yok ben 5 tane de taşıyabilirimi mi ispat etmekti cümle aleme ?
Öyleyse çok iyi yapmışım çünkü tek başıma çok büyük işler başarıyorum ve mütavazi karakterim bu sayede hiç bu kadar kendinden emin olmamıştı. Herşeyi tek başıma şahane hallediyormuşum ben.
Sanki dünyanın yükünü tek başına alt ediyor olmak iyi birşeymiş gibi ... Iıııı .....

Sahi neydi anne olmak ?Ne oldu 20'li yaşlarda söylenen " bu dünyaya çocuk doğurulmaz arkadaş" söylemleri ?

Sahi neydi anne olmak ? Aileyi tamamlamak mıydı ?

Sahi neydi anne olmak ? Kendi içimizdeki Tanrı'yı konuşturmak mı ? Yaratmanın gücüne varmak mı?

Sahi neydi anne olmak ? Toplumsal statunun hatundan bacıya dönüşmesi mi ?

Sahi neydi anne olmak ? Hayatının sonuna kadar düşüneceğin,
onu daima iyilerin en iyisine layık göreceğin,
asla kırılmasın,incinmesin,üzülmesin,yıpranmasın diyeceğin,
çaktırmasan da içten içe hep merak edeceğin,
bağıra bağıra övüneceğin,
her anında  yanında olmak isteyeceğin,
ona gelmesin bana gelsin diyeceğin
karşılıksız vereceğin,
koşulsuz seveceğin bir varlığın -şimdilik bu hayatta- yoldaşı olmak ;benim 10 aylık deneyimime göre anne olmak.

Sahi neydi ki anne olmak!